<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>
<channel>
	<title>Dergi &#8211; Gidigidivakvak.com</title>
	<atom:link href="https://gidigidivakvak.com/category/dergi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://gidigidivakvak.com</link>
	<description>Okumak iyidir..</description>
	<lastBuildDate>Sat, 05 Sep 2015 18:08:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
<image>
	<url>https://gidigidivakvak.com/sheessee/2018/01/cropped-favicon-32x32.png</url>
	<title>Dergi &#8211; Gidigidivakvak.com</title>
	<link>https://gidigidivakvak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Niye yaşıyoruz?</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/niye-yasiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jul 2013 13:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[adem&havva]]></category>
		<category><![CDATA[baskaları]]></category>
		<category><![CDATA[bold]]></category>
		<category><![CDATA[gıdıgıdıvakvak]]></category>
		<category><![CDATA[içimde]]></category>
		<category><![CDATA[kımıldamıyor]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[nazım hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[niye]]></category>
		<category><![CDATA[yaprak]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=386</guid>
					<description><![CDATA[<p><em>Bu soruyu ezelden beri tartışır, duyar, kendi kendimize sorgularız. Bazı sabahlar gün ağarırken, bazı akşamlar günbatımında, bazen de ansızın günün göbeğinde, alelade bir anda çöreklenir yüreğimize malum soru: Neden yaşıyoruz?</em></p>
<p><em></em>Çeşit çeşit felsefeleri hatmetseniz de o sorunun cevabını vermek hiçbir zaman kolay gelmez. Zannediyorum meşhur soruyu cevaplarken “başkaları için” düşüncesi bir noktada var olacaktır.</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu soruyu ezelden beri tartışır, duyar, kendi kendimize sorgularız. Bazı sabahlar gün ağarırken, bazı akşamlar günbatımında, bazen de ansızın günün göbeğinde, alelade bir anda çöreklenir yüreğimize malum soru: Neden yaşıyoruz?</em></p>
<p><em></em>Çeşit çeşit felsefeleri hatmetseniz de o sorunun cevabını vermek hiçbir zaman kolay gelmez. Zannediyorum meşhur soruyu cevaplarken “başkaları için” düşüncesi bir noktada var olacaktır.</p>
<p><strong><br />
Evet, başkaları için&#8230;<br />
</strong><br />
İster beğenin ister beğenmeyin yalnız değiliz. Zaman zaman yalnız kalabiliriz istersek ama yine de bazı kurallara; birlikte yaşamanın gerektirdiği bazı kaidelere uymak zorundayız.<br />
Niye ben daha kendi varlığıma tamamıyla bir anlam katamamışken başkası için yaşıyormuşum!</p>
<p><strong><br />
Baba bana bir at ama şu saat!<br />
</strong><br />
Kendimize gelelim beyler bayanlar! Hayat yolunda kendinizi ve yaşamı tanıma yolunda adımlarınızı atarken başkalarının üstüne basamazsınız, insanların hakkını yiyemezsiniz. Her şey sadece sizin dediğiniz gibi olamaz. Bunu ben değil, hemen hemen bütün hukuk sistemleri söyler, öyle değil mi?<br />
İşte o “başkaları” var ya o “başkaları”&#8230; Ailemiz, annemiz, babamız, kardeşimiz, kocamız, çoçuğumuz, sevgilimiz&#8230; Onlar için.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mutluluk<br />
</strong><br />
Bir de mutlu olmak için tabii ki. Meşhur mutluluk meselesi. Nerede bu mutluluk? Yerde mi gökte mi! Aslında mutluluğun kaynağını araştıranlar şu neticeye varmışlar. Mutluluğun oldukça büyük bir yüzdesi genetikmiş, geri kalan hatrı sayılır bir yüzdesi de gündelik hayat içerisinde rutini kıran küçük değişiklikler, sevdiğin bir uğraşının olması (yaptığın iş bu uğraş olursa ne ala) aile ve arkadaş yaşantısı arasında dağılıyormuş. Maddiyatın hiç zannedildiği kadar yüksek bir payı yok.<br />
Fakat gel görelim ki, Daniel Kahneman’ın konuşmasını ve iddiasını dinleyince her şey değişiyor. O diyor ki, mutluluğu araştırın, araştırın da, bizim bir yandan mutlu anılar toplamaya çalışan, bir yandan da mutluluğu deneyimlemeye çalışan gelgit ruhlu varlıklar olduğumuzu unutmayın. Mutlu anılarımız olsun diye mi mutlu deneyimler edinmeye çalışıyoruz? Yani şunu demeye getiriyor, siz seviniyorsunuz ya da üzülüyorsunuz ya ve sonra o duyguya göre bir anı kaydediyorsunuz ya, “o gün kötüydü ya da o gün harikaydı” gibi&#8230; O, anı toplayan tarafınıza göre gerçek olabilir ama o an onu yaşayan, deneyimleyen tarafınıza göre doğru değil belki de&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Siz bir de onu dinleyin tabii&#8230;<br />
</strong><br />
Dilerim üzerinde düşünüp, bunu fark edip Nazım Hikmet’in mükemmel şiirindeki gibi bir huzur dolar içinize&#8230;<br />
“İçimde yaprak kımıldamıyor…<br />
Deliksiz uyku gibi rahat geniş içim&#8230;<br />
İç imde yaprak kımıldamıyor&#8230; Ellerimi<br />
başımın altına koyuyorum&#8230; Denizi<br />
duyuyorum&#8230; Uyuyorum&#8230;”</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hani hani neredeler?</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/hani-hani-neredeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jun 2013 13:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[banane]]></category>
		<category><![CDATA[elin adamı]]></category>
		<category><![CDATA[elin kadını]]></category>
		<category><![CDATA[gıdıgıdıvakvak]]></category>
		<category><![CDATA[hani]]></category>
		<category><![CDATA[hani hani]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kötü gün]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[sanane]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[where]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=383</guid>
					<description><![CDATA[<p>Şimdi bir kötü gün algısı var, bir de gerçekten kötü günler var. Haydi bunları konuşalım.</p>
<p>Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan şeye KÖTÜ denir. İyi de şimdi Thomas Hobbes, Plato,  Socrates ve niceleri gibi neyin iyi neyin kötü olduğunu, neyin adil olduğunu, hakkı hukuğu mu tartışacağız! Kişiye göre değişiyor biliyorum.</p>
<p>&#160;</p>
<p>KÖTÜ GÜN genelde şu değildir;</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi bir kötü gün algısı var, bir de gerçekten kötü günler var. Haydi bunları konuşalım.</p>
<p>Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan şeye KÖTÜ denir. İyi de şimdi Thomas Hobbes, Plato,  Socrates ve niceleri gibi neyin iyi neyin kötü olduğunu, neyin adil olduğunu, hakkı hukuğu mu tartışacağız! Kişiye göre değişiyor biliyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KÖTÜ GÜN genelde şu değildir; bir rapçinin dediği gibi:</p>
<p>“Hani hani nerdeler</p>
<p>Zor günümde gitmişler</p>
<p>Hep kapalı perdeler</p>
<p>Karanlığa itmişler”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Hayır! Bu değil!! Gerçek kötü gün, yaşadıktan sonra bir daha asla eskisi gibi olamayacağınızı iliklerinizde hissettiğiniz gündür.</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8211; <i>Ama aynı suda iki kere yıkanılmaz</i>’dı hani. Her</p>
<p>Arkadaşım hadi işine!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çok sevdiğiniz birini kaybettiğinizde, ya da sevdiğiniz birinin başına çok acı bir olay geldiğinde geçirdiğiniz, emeklerinizin gerçekten zayi olduğunu hissettiğiniz zamanlarda başınıza gelen şeydir, kötü gün.</p>
<p><b>Haydi kardeş bir de sen vur!</b></p>
<p>Tabii bu şaheserde ve benzer çoğunda dediği gibi “zor günümde gitmişler” bakış açısı başlar, başka bir deyişle “düşene bir tekme de sen vur kardeş” bakış açısı&#8230; Sadece bizim toplumda mı var bilmiyorum ama o içerdeki “kemancı başııımın tacı” yok mu! Çalıyor da çalıyor! Ne güzel de çalıyor! Ne içli! İnsanın ezik edebiyatının en büyüğünden yapası geliyor!</p>
<p><b>“Ama hayatım sen aslında bugünün çok kötü olduğunu düşünüyorsun ama insanlar neler çekiyor”</b></p>
<p>Bu cümle zikredildiği sırada karşıdaki kişi hüzünlerden hüzün beğenmiş, karaları bağlamışsa eğer, sana soruyorum, EEeeey bu cümleyi kuran kişi, NEDEN? NEDEEN!</p>
<p>Yahu neden yapıyorsun bunu, karşıdaki beyinsiz mi, aptal mı, aklından zoru mu var! Herhalde o da farkında insanların mahvolduğunu! En azından’larla, kötü kötü şeylerden bahsederek moral mi düzeltilir, eze eze, büze büze!</p>
<p>EEyy! Hüzünlerden hüzün beğenen kişi sen de lütfen bu cümlenin karşısında, hık! Deyip susma! İçine kaçma! Lütfen ama sürekli de bu ters motivasyon tuzağına düşme! Üzül, iyice üzül! Nasıl olsa gerçek değil hüznün!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center">&#8212;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her şey bir yana demem o ki, insanlar kötü günlerinde çekilmez oluyor farkındayım! Buna siz de dahilsiniz! O günlerde belli oluyor nice şarkıda, türküde, kitapta, şiirde yazdığı gibi kimin dost olduğu&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Herhalde sevgililerin de aşması gereken ve sürekli takıldıkları yerdir bu kötü gün safhası.</p>
<p>Niye çekecekmişim ben ya elin adamının/kadının sıkıntısını?! Banane!</p>
<p>Tabii, doğru sanane!</p>
<p>Ama öyle değil işte&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Not:</strong> Şimdi yaz geliyor ya insanlar iyice bir rahatlar, sıcağın rehavetiyle bir serilir, bir “amaan” havasına girer. Zaten yapılan araştırmalara göre de en çok ayrılıkların olduğu dönemlerden biri de yaz dönemiymiş&#8230; Hani bağlantıyı siz kurun. Hem zaten şairin de dediği gibi sevgililer istese de ayrılamaz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk Meşk</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/ask-mesk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2013 17:22:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk meşk]]></category>
		<category><![CDATA[bold]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[helen fisher]]></category>
		<category><![CDATA[sabahattin ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=360</guid>
					<description><![CDATA[<p>Bunu daha önceden nasıl yazmadım gerçekten! Köşenin adı Adem ve Havva; sözde aşk meşk ama size Helen Fisher’dan bahsetmedim. Kusuruma bakmayın, hemen başlıyorum:<br />
​Helen Fisher, Rutgers Üniversitesinde biyolojik antropoloji profesörü, aşk, cinsiyet farklılıkları, evlilikler, bunların evrimi ve benzer konular hakkında pek çok kitabı var ve arkadaşlık, tanışma, eş arama siteleri olarak adlandırılan sitelerin en büyüğü olan match.com’un bir uzantısı olan chemistry.com’a da danışmanlık veriyor.</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bunu daha önceden nasıl yazmadım gerçekten! Köşenin adı Adem ve Havva; sözde aşk meşk ama size Helen Fisher’dan bahsetmedim. Kusuruma bakmayın, hemen başlıyorum:<br />
​Helen Fisher, Rutgers Üniversitesinde biyolojik antropoloji profesörü, aşk, cinsiyet farklılıkları, evlilikler, bunların evrimi ve benzer konular hakkında pek çok kitabı var ve arkadaşlık, tanışma, eş arama siteleri olarak adlandırılan sitelerin en büyüğü olan match.com’un bir uzantısı olan chemistry.com’a da danışmanlık veriyor. Aşk üzerine 45 yıllık araştırmaları didik didik arayıp neden aşık olduğumuzu, aşkın evrimini, romantik aşk diye tabir ettiği aşkın daha duygusal ve coşkulu tarafını,<br />
ve neden aldattığımızı anlatıyor. Tam 30 senedir de aşkı araştırıyor. Tam 30 senedir!<br />
​Aşık olduğumuzda karşımızdaki kişiye hemen özel bir anlam atfedip, onu hayatımızın merkezine alıyormuşuz. George Bernard Shaw’ın bir sözünden bahsetmiş Fisher,<br />
“aşk, bir kadınla öteki arasındaki farklara daha fazla önem vermektir.”<br />
Aşık olduğumuz kişiye özel anlamlar atfetmekle kalmayıp üzerine titremeye başlıyormuşuz, onu yüceltiyormuşuz. O kişiye karşı gitgide bir bağımlının maddeye duyduğu hisleri duymaya başlıyor, sevdiği her şeyi seviyor durumuna geliyormuşuz. Aşk çok basitmiş aslında. Onun yalancısıyım.<br />
​Aşkın ana özelliği arzuymuş. Sadece cinsel olarak değil, aşık olduğumuz kişinin bizi daha çok aramasını, bir yerler davet etmesini, ilgilenmesini arzularmışız. Diğer bir temel özellik de hissettiğimiz dürtüymüş ya da güdü; aşık olduğumuzda beynimizde bir şalter atarmış ve beynimizin tek çalışabildiği nokta aşık olduğumuz kişiyle ilintili olurmuş. Bir de takıntılı olurmuşuz. Aşık olduğumuz kişiyi düşünmeden edemez, onun için canımızı dahi şıp diye verirmişiz.<br />
​Bilimsel araştırmalardan bahsedip sizi sıkmak istemem ama burası gerçekten bahsetmeye değer: Fisher, örneklemindeki aşık kişilere MR makinesinde beyin taraması yapıyor ve aşık oldukları kişinin fotoğrafını değişik pek çok fotoğrafın arasına katarak kişiye gösteriyor.<br />
Sonuç: aşık kişi, aşık olduğu kişinin fotoğrafını gördüğünde beyninde kokain maddesinin harekete geçirdiği aynı bölge aktive oluyor.<br />
​Aşk bir duygu değilmiş, bir duygu silsilesiymiş belki ama en doğru karşılığı bir dürtü olduğuymuş. Hatta cinsel güdülerden de güçlü bir dürtüymüş; birisine “seninle birlikte olmak istiyorum” dediğimizde, “hayır” cevabını alırsak intihar etmezmişiz, depresyona girmezmişiz ama aşk için hem ölür hem de öldürürmüşüz.<br />
​Üç beyinsel sistemimiz varmış: aşk, şehvet ve bağlılık. İç içe geçtikleri de geçmedikleri de olurmuş&#8230; Salgılanan değişik kimyasalları göz önünde bulundurarak aşık etmek istediğimiz kişiyi kendimize aşık edebilirmişiz; yani daha doğrusu aşık olma olasılığını artırabilirmişiz diyelim.<br />
​Mesela aşık olduğumuzda salgılanan dopamin hormonu aynı zamanda adrenalinimiz yükseldiğinde de salgılanırmış. Yani aşık etmek istediğimiz kişiyi heyecanlanacağı bir ortama sokarsak ve yanından ayrılmazsak, bize aşık olma ihtimali büyük ölçüde artıyormuş. Tabii bu kadar kolay olsaydı herkes aşık etmek istediği kişiyi kaptığı gibi bungee jumping yapmaya koşardı. Aynı zamanda yakınlık, gizem, zamanlama, esrarengizlik, “aşk haritası” diye tabir edilen çocukluğumuzdan beri bilinçsiz bir şekilde listelediğimiz özelliklere uyan insanlara aşık olurmuşuz, aşık olduğumuz kişinin tamamlayıcı beyin sistemleri de olması gerekiyormuş.<br />
​Yaaa&#8230;. Kolay mı!<br />
​Ama şunu anlıyorum ki, gerek Helen Fisher’ın şu an size özetlemeye çalıştığım ted.com konuşmasından, gerek diğer okuduklarımdan; insan iradesi olduğunu düşünüyor ya&#8230; Zavallıca&#8230; Hıı bazen var&#8230; Bazen.<br />
​Dopaminiymiş, oksitosiniymiş, vasopresiniymiş, yıldızlarmış, gezegen hareketleriymiş, ay çekiliyormuş, gelgitlermiş, östrojen seviyesiymiş, testesteron seviyesiymiş derken&#8230; geriye kalanla yetinmeye çalışıyoruz.<br />
​Evet&#8230; Ezik edebiyatı mı yapıyorum şimdi?! Neyse Sabahattin Ali’nin para için yazdığı satırları iradesizliğimiz için de bir kez daha tekrarlayalım:<br />
​“Sen ruhumuzun bu kadar ucuz bir bedel mukabilinde takla atmasını haysiyetine yediremediğin için belki daha asil sebepler peşinde koşarsın (koşacaksın)&#8230; Fakat söz aramızda, iş bunun tamamıyla aksinedir&#8230;”<br />
​</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Dediğin</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/insan-dedigin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Apr 2013 07:07:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[bold]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek dediğin]]></category>
		<category><![CDATA[insan dediğin]]></category>
		<category><![CDATA[kadın dediğin]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=371</guid>
					<description><![CDATA[<p><i>Hayır da&#8230; aslında ben böyle birini istemiyormuşum ki!</i></p>
<p><i> Yapma Haldun, beni utandırıyorsun!</i></p>
<p><i> Nermin, hep aynı terane, ne zaman biraz sakinleşeceksin!</i></p>
<p>&#160;</p>
<p>Kadın Dediğin</p>
<p>&#160;</p>
<p>©     Kadın dediğin temiz ve düzenli olacak, öyle her yer her yerde, pasaklı, dağınık kadın olmaz. Dayanılmaz. Yarın bir gün böyle bir kadınla evlenmeye kalksa,</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>Hayır da&#8230; aslında ben böyle birini istemiyormuşum ki!</i></p>
<p><i> Yapma Haldun, beni utandırıyorsun!</i></p>
<p><i> Nermin, hep aynı terane, ne zaman biraz sakinleşeceksin!</i></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Kadın Dediğin</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>©     Kadın dediğin temiz ve düzenli olacak, öyle her yer her yerde, pasaklı, dağınık kadın olmaz. Dayanılmaz. Yarın bir gün böyle bir kadınla evlenmeye kalksa, ayvayı yer insan.</p>
<p>©     Kadın dediğinin bir albenisi olacak, artık gözü mü, kaşı mı, başka bir tarafları mı! Şöyle boylu poslu olacak, öyle kuru kuru iç geçirmekle iş olmaz kardeş.</p>
<p>©     Kadın dediğinin sabırlı olacak: ben seni dinlemeyebilirim, senin dediklerini yapmayabilirim, zaten doğam gereği birden fazla işi yapabilme özelliğim yok, ne yapayım öyle yaratılmışım yani hem seni dinleyip hem uygulamaya geçmemem çok normal.</p>
<p>©     Kadın dediğin e zengin olacak, benden çok değil ama haa&#8230;</p>
<p>©     Kadın dediğin darlamayacak: bir kere erkek milletini sıkmaya gelmez 🙂 seslendiğimde yanımda olacak ama nefesini de ensemde hissetmeyeceğim.</p>
<p>©     Kadın dediğin hanımefendi olmasını bilecek: hanımefendiliğini bozması gereken yerler haricinde tabii&#8230;</p>
<p>©     Kadın dediğin esprili olacak, güler yüzlü olacak, mendebur-ekşi suratlı olmayacak!</p>
<p>©     Kadın dediğin şöyle kültürlü olacak, konuşması gerektiğinde şakıyacak, döktürecek, öttürecek!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Erkek Dediğin</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ª     Erkek dediğin şöyle boylu poslu olacak, uzaktan baktığında “İşte ya! Benimki” dedirtecek. Baktıkça bakasın gelecek.</p>
<p>ª     Erkek dediğin zengin olacak. Güzel hediyeler alacak, pohpohlayacak, sürprizler yapacak.</p>
<p>ª     Erkek dediğin bilgili olacak, donanımlı olacak, kültürlü olacak. Bir şey anlatmaya bir başladı mı herkes ağzını açıp onu dinleyecek.</p>
<p>ª     Erkek dediğin vurdumduymaz olacak biraz, rahat olacak ama aynı zamanda da disiplinli olacak.</p>
<p>ª     Erkek dediğin ağır olacak, efendi olacak, yerine göre davranacak, beyefendi olacak.</p>
<p>ª     Erkek dediğinin elinden her iş gelecek. O el aynı zamanda da iş tutacak.</p>
<p>ª     Erkek dediğin esprili olacak, güldürmesini bilecek, eğlendirmesini ve eğlenmesini bilecek.</p>
<p>ª     Erkek dediğin maskulen olacak, karizmatik olacak şöyle baktı mı içini delecek!</p>
<p><b>Hayde!</b></p>
<p><b>Hoppa!</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İstediğim her şey&#8230; oldu.” demiş ünlü yazar; isteklerinin birer birer gerçekleştiğini, fakat o süreç içerisinde de olanın da olduğunu anlatmak için. Bizim bu sıraladığımız, aklımızın kirlenip de istediğimizi düşündüğümüz şeyler var ya&#8230; Gerçekten isteyip istemediğimizi bilmememiz bir yana, olduğunda mutlu olup olmayacağımız bir yana&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>İnsan dediğin karmaşık olur; isterim der, aslında istemiyordur.</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendinizi Unutmak İçin</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/kendinizi-unutmak-icin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Mar 2013 23:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[hıh]]></category>
		<category><![CDATA[kendinizi unutmak için]]></category>
		<category><![CDATA[oyalanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=345</guid>
					<description><![CDATA[<p>Kendinizi tanımayın! Hayır, en ufak bir çaba bile sarf etmeyin! Hayal kurmayın! Başkaları için yaşayın! Aferin ha şöyle! Biraz fedai olun! Oo en güzelleri: kontrolsüzce aşık olun, başkalarının laflarıyla sürdürün ömrünüzü, kendinizi kandırın: “Hem böylesi daha güzel! Bunu yapmayıp da ne yapacaktım ki sanki!” Doğru yoldasınız!</p>
<p>Uyandınız&#8230; Telefonunuzu açın, bakın kimler aramış. Biraz oyun oynayın telefonda hadi hadi,</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendinizi tanımayın! Hayır, en ufak bir çaba bile sarf etmeyin! Hayal kurmayın! Başkaları için yaşayın! Aferin ha şöyle! Biraz fedai olun! Oo en güzelleri: kontrolsüzce aşık olun, başkalarının laflarıyla sürdürün ömrünüzü, kendinizi kandırın: “Hem böylesi daha güzel! Bunu yapmayıp da ne yapacaktım ki sanki!” Doğru yoldasınız!</p>
<p>Uyandınız&#8230; Telefonunuzu açın, bakın kimler aramış. Biraz oyun oynayın telefonda hadi hadi, tamam biraz da facebook, twitter, 9gagvari yerlere bakalım&#8230; belki azıcık magazin ya da spor haberleri&#8230; “Memleketin çivisi çıkmış!” Gözleriniz hafif uyuştu mu? Çok güzel gidiyoruz. Bir dakika, bir dakika! Çocuğunuz mu var? O zaman çok daha güzel, uyandırın, kahvaltısını yaptırın, okula götürün. Her şey çocuklar için öyle değil mi?</p>
<p>Hadi iş vakti! İşinize gidin, işlerinizi güzelce halletmeye çalışın. Hayat işte, böyle insanı savuruyor. Sebat etmek bir erdemdir. Ee Yani! Herkes küçükken olmak istediği şey olsaydı, Türkiye’den yüzlerce astronot ve prenses çıkardı!</p>
<p>İşsiz misiniz? Dizi izleyin o zaman, en güzeli! Uyuyun, biraz dinlenin, zaten son zamanlarda kendinizi çok yorgun hissediyorsunuz. Biraz bir şeyler atıştırın, ama televizyonun karşısında lütfen&#8230;</p>
<p>Ev arkadaşınız, kocanız, karınız ya da anne, babanız ve kardeşinizle mi yaşıyorsunuz? E çok iyi! Tamamen onlarla ilgilenin. Onların sıkıntılarıyla harmanlayın benliğinizi! Ah ne olacak bu kızın hali? Bu annemin sıkıntıları? Bu babamın iş sıkıntısı?</p>
<p>Arkadaşlarınız ne yapıyorsa onu yapın. Dışarı mı çıkılıyor! Siz de gidin, kafanız dağılır hem. Ertesi gün bir daha mı dışarı çıkılıyor, e program aksatılır mı ama, ayrık otu gibi durmayın! Hareket berekettir!</p>
<p>A a! O da kim! Güzel bir kadın ya da çok yakışıklı bir adam mı!? İşte aradığınız anlam onun gözlerinde öylece duruyor! Hayatınızın esbab-ı mucibesi! O efsunlu an geldi çattı! Çok şanslısınız! Şu andan itibaren başlayacak olan mucizevi değişimi iliklerinizde adeta hissediyorsunuz! Sanki her şey daha güzel gözüküyor gözünüze değil mi! E öyle gerçekten! Şimdi onun istediği adam/kadın olun! Oh! Sonunda bir amacınız varmış gibi hissediyorsunuz değil mi? Onun gözlerine her baktığınızda netleşen amacınız.</p>
<p>Sohbet etmeyin; kendinizle ilgili sorular sorulduğunda geçiştirin: iyi olduğunuzu söyleyin ve bir an önce konuyu değiştirin: ya karşınızdakinin sizin iyi olup olmadığınızla ilgilenmeyeceği kadar ilginç bir konu açın, ya da sohbeti onun üstüne çevirin!</p>
<p>Kitap okumayın! Maazallah yeni bir fikir, bir kıvılcım çakar aklınızda! Böyle şeyler istemiyoruz!</p>
<p>Size çok benzemeyen insanlarla bir arada bulunmayın! Çeşitliliğe gerek yok!</p>
<p>Hıh!</p>
<p>Yılmak yok! Yola devam!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aynı Yerde Patinaj</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/ayni-yerde-patinaj/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Feb 2013 17:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[Aynı Yerde Patinaj]]></category>
		<category><![CDATA[haksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[önyargı]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=194</guid>
					<description><![CDATA[<p>O var ya, hani o anlayamadığınız, anlam veremediğiniz, öteki berikine bahsederken kıvırdığınız burnunuzu belli etmemeye çalışarak, “aay yazık!” dediğiniz, acıdığınız, “bizde hayıflanıyoruz ama işte ‘o’ ne yapsın?!” cümlesindeki ‘o’ var ya:<br />
O tanıdığınız&#8230;<br />
O akrabanız&#8230;<br />
O arkadaşınız&#8230;<br />
O televizyondaki falanca&#8230;<br />
O kitaptaki filanca&#8230;<br />
Onu ötekileştiriyorsunuz, ötekileştiriyoruz çünkü onun kafasına taktığı, onu zorlayan problem her neyse çok aptalca ve çözümü aşırı basit,</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O var ya, hani o anlayamadığınız, anlam veremediğiniz, öteki berikine bahsederken kıvırdığınız burnunuzu belli etmemeye çalışarak, “aay yazık!” dediğiniz, acıdığınız, “bizde hayıflanıyoruz ama işte ‘o’ ne yapsın?!” cümlesindeki ‘o’ var ya:<br />
O tanıdığınız&#8230;<br />
O akrabanız&#8230;<br />
O arkadaşınız&#8230;<br />
O televizyondaki falanca&#8230;<br />
O kitaptaki filanca&#8230;<br />
Onu ötekileştiriyorsunuz, ötekileştiriyoruz çünkü onun kafasına taktığı, onu zorlayan problem her neyse çok aptalca ve çözümü aşırı basit, şunu şunu şunu şunu yapacak ve zort diye hallolacak. Bu kadar basit! O da sorun mu?!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Peki sizin sıkıntınız? Ama sizinki öyle zort diye hallolacak bir şey değil tabii&#8230; Asla öyle bir şey değil:<br />
&#8211; Ahh aah! Anlatmaya başlasam, susturamazsınız beni&#8230; Sizin de keyfinizi kaçırmayayım şimdi abi&#8230;<br />
&#8211; Benim koşullarım farklı tabii.. Öyle hemen bir sonuç beklemek olmuyor, zor ya&#8230; Her şey çok zor&#8230;<br />
&#8211; Sabrediyorum işte, bekliyorum&#8230; Bazen aramız iyi, bazen sadece bekliyorum; ne zaman iyi olacak diye&#8230; Ah aah!<br />
&#8211; Para abi&#8230; Ne kadar varsa o kadar özgürsün&#8230; Bizimki öyle hafif sıkıntılar değil. Çok büyük sıkıntıdayız&#8230; Öyle böyle değil.</p>
<p style="text-align: center;">
&#8230;</p>
<p>Neymiş! Herkesin sıkıntısı kendisine! Size komik geliyor belki: falanca ilişkinin bir saniye bile daha sürmesi çok büyük hata: bu aşırı bariz bir şey, falanca karakter aşırı gereksiz sinirli sadece biraz sakinleşecek bir yöntem bulması lazım, falanca teyzenin gerçekten burnunu her şeye sokmaması lazım, filanca kocanın tez zamanda bırakılması, falanca arkadaşın derhal kendine bir meşgale bulması, falaan filaan&#8230; Yaniiii: aşırı basit çözümler&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bilmiyorum biliyor musunuz ama hipnoz çok güçlü bir araçtır: kimyasal anestezi yerine bile ameliyatlarda kullanılır ve hastanın çekeceği acıyı bloke eder. Bir doktor anlatmıştı: bir hastasının çok büyük sıkıntısı varmış, organlarının seslerini duyduğunu söylüyormuş yani midesinin, bağırsaklarının çıkardığı bütün sesleri ama tıbbi gerekli tahkikler yapıldığında organlarının hiçbirinde bir sıkıntı olmadığını, böyle bir şeyin de söz konusu olmadığını görmüşler ve bu ‘sözde’ duyduğu sesleri duymaması için ona hipnoz uygulamışlar. Bir süre sonra hastada başka bir sıkıntı başlamış: psikolojik bir sıkıntı&#8230; Biraz daha araştırdıktan sonra hastanın aslında haklı olduğunu; çok nadir olan bu durumun, yani organlarının seslerini duyma hadisenin gerçek olduğunu fark etmişler ve ona göre başka önlemler almışlar. Problem ancak öyle çözülmüş, sorunun farkında olup, ona göre hareket edince.</p>
<h2>Ne demek istiyorsun yani?? Ee?</h2>
<p>Şunu demek istiyorum: siz birinin ya da kendinizin sıkıntısını, sıkıntınızı hafife aldığınız ya da görmezden geldiğiniz ya da o sıkıntıyı geçirmek için hedef odaklı çalışmadığınız zaman o sıkıntı bir yere gitmiyor sadece büyüyor ya da öyle orada duruyor.<br />
Herkes bir nokta da, pek çok kez de aynı noktada takılıyor ve patinaj yapıyor.</p>
<p>Aslında hep aynı noktada&#8230;<br />
O seçilen aynı sıkıntılı iş<br />
O seçilen aynı sıkıntılı kadın/adam vs.<br />
Anlaması gereken bir şey var&#8230; Anlayacak da&#8230;<br />
Biraz zaman verin.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2013 mü? Ne çabuk!</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/2013-mu-ne-cabuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jan 2013 16:52:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[2013 mü? Ne çabuk!]]></category>
		<category><![CDATA[beklenti]]></category>
		<category><![CDATA[dilek]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[muhakeme]]></category>
		<category><![CDATA[mukavemet]]></category>
		<category><![CDATA[pinek]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=186</guid>
					<description><![CDATA[<p>Şu yıl sonları yaklaştığında bende içten içe bir kaşıntı başlıyor. Tamam anlıyorum, zaman gerekli; gerekliymiş ki zamanında bulmuşlar. Niye geriliyorum, alt tarafı yeni bir yıl değil mi? Geriliyorum çünkü yadsıyamadığım bir beklentiye giriyorum, sonra hemen bir geçmiş yıl muhakemesi ekleyiveriyorum ardına; sıkıntı basıyor beni. Bunu ben yapmadım, sıyıramıyorum ki kendimi toplumdan, herkes yapıyor, ben de etkileniyorum, ne yapayım! Yazık bana!</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şu yıl sonları yaklaştığında bende içten içe bir kaşıntı başlıyor. Tamam anlıyorum, zaman gerekli; gerekliymiş ki zamanında bulmuşlar. Niye geriliyorum, alt tarafı yeni bir yıl değil mi? Geriliyorum çünkü yadsıyamadığım bir beklentiye giriyorum, sonra hemen bir geçmiş yıl muhakemesi ekleyiveriyorum ardına; sıkıntı basıyor beni. Bunu ben yapmadım, sıyıramıyorum ki kendimi toplumdan, herkes yapıyor, ben de etkileniyorum, ne yapayım! Yazık bana! Ocak’a mı girdik şimdi? Hayda! Esiriyiz zamanın, sıyrılamıyorum bu histen, özellikle böyle yılbaşlarında; yılbaşlarına bir ay kala ya da yılbaşlarından 1 ay filan sonra. Halbuki aradaki aylara bak. Suçu yok, günahı yok, ne yapsınlar onlar!</p>
<h2>Beklenti Beklendi, Geldi İçime PinekleNdi</h2>
<p>Bu beklenti var ya bu! Karşıma alıp onu, yakasından tutup “Arkadaş nedir bu üstüme geldiğin, bir git!” demek istiyorum. İstiyorum yahu! Aniden Rafet El Roman’ın suratını büzerek söylediği şarkı yankılanıyor kulaklarımda.<br />
“Elimdeee değil, halaaa istiyoruum!”</p>
<h2>Evet baylar bayanlar, neler yaptınız 2012’de, neler bekliyorsunuz 2013’ten?</h2>
<address>Bu sabah televizyon kuşağı klişeleri yerleşti beynime. Kirlendim dostlar.</address>
<p>Mesela şöyle efendime söyleyeyim: Öğrenciler sınıfını geçecek, işsizler iş bulacak, projeler tamamlanacak, projelere yenileri eklenecek, o uzun süredir yapmak istediğin ama askıya aldığın şey yapılacak, daha çok dinlenilecek, daha sık seyahate çıkılacak, bir sevgili bulunacak, o ev alınacak, taksitler ödenecek, eşe daha özenli davranılacak, çocuklarla kaliteli vakit geçirilecek, sevdiklerinle daha sık vakit geçirilecek, biraz daha bencil olunacak, biraz daha hoşgörüşü olunacak; bir ton şey&#8230;<br />
Şunu da hatırlatmalıyım bu arada, henüz bu yazıyı kaleme alırken daha yılbaşına girmiş değiliz, hatta kıyametin muhtemel kopma tarihi olan aralığın 21’i bile gelmedi daha, yani bırakalım yılbaşının nasıl geçeceğini bilmeyi, daha hayatta olacak mıyız onu bile bilmiyoruz; astrologlar ve Mayalılar dışında tabii (!)<br />
Şimdi güzel okuyucu, sağlığın için, derin bir nefes al ve kendini ferah tutmaya gayret et. Beklenti mevzubahis olduğunda da, yadsınamaz olduğunu kabul et ve onun esiri olma. (Bu köşeyazarı tavsiye verme klişelerini yerine getirmek de ayrı güzel (!), insan kendine mani olamıyor, gerçekten)</p>
<h2>Geçmiş Yıl Muhakemesi, pardon Mukavemeti</h2>
<p>Kendimizle gurur duyalım öncelikle! 1 yıl daha paylaştık, geçirdik&#8230; 2012 leri harika olanlar, umarım 2013 daha da güzel olur sizin için. Ama benim gibi 2012 leri iç güveysinden hallice olanlar, aldanmayın 2013 daha güzel olacak diyenlere. Tabii ki berbat geçecek demiyorum ama lütfen “sevgili koçlar 2012 sizin için çok zor geçti ama bunların hepsi geride kaldı 2013’te mükemmelliklerden mükemmelliklere koşacaksınız” benzeri şeyler söylediklerinde, lütfen içinizde demlemeyin bu tip cümleleri.<br />
<em>Asgari bir mutluluk seviyeniz olsun, olaylar, yıllar, insanlar bile çok oynatamasın o seviyeyi. Siz siz olun, mutluluğunuza sahip çıkın. Benim 2013’ten ve takip edecek olan her yıldan dileğim budur, o gücü içinizde hep hissetmeniz dileğiyle.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mükemmel Erkek</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/mukemmel-erkek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Dec 2012 16:46:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmel erkek]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[sindrella]]></category>
		<category><![CDATA[twilight]]></category>
		<category><![CDATA[uyuyan güzel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=182</guid>
					<description><![CDATA[<p>Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, Sindrella, Güzel ve Çirkin ile başladık dinlemeye mükemmel erkeğin hikâyelerini. Yatmadan önce her gün tekrarlattırdık hikâyeleri zavallı anne babalarımıza: “bir daha”, “bir daha”…<br />
Sonra devam ettik, durmak yok tabii. Okumayı söktük, kendimiz biraz daha okuduk, filmlerini seyrettik. Türk filmleri bir yandan, eski savaş filmleri bir yandan, drama, ihanet ama sonunda aşk, hep aşk.<br />
Şimdi bir de Twilight var tabii son 5 senedir,</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, Sindrella, Güzel ve Çirkin ile başladık dinlemeye mükemmel erkeğin hikâyelerini. Yatmadan önce her gün tekrarlattırdık hikâyeleri zavallı anne babalarımıza: “bir daha”, “bir daha”…<br />
Sonra devam ettik, durmak yok tabii. Okumayı söktük, kendimiz biraz daha okuduk, filmlerini seyrettik. Türk filmleri bir yandan, eski savaş filmleri bir yandan, drama, ihanet ama sonunda aşk, hep aşk.<br />
Şimdi bir de Twilight var tabii son 5 senedir, ne kadar dalga geçersek geçelim, film ne kadar kötü olursa olsun, kurtların konuşması aptalca, Bella’nın bebeği direksiyon simülasyonu gibi olsa da, tıpkı Uyuyan Güzel’deki, Pamuk Prenses’teki, Sindrella’daki prens gibi, bir prenses olmayı istiyor insan.</p>
<h2>
İstemiyorum yahu çok saçma</h2>
<p>Hadi oradan! Nasıl da istersiniz! Bal gibi hem de! Sevilmek değil mi, anlaşılmak değil mi hepimizin derdi? İşte bu prenslerin, Edward’ların hepsi fazlasıyla sevgi ve anlayış dolu. Öyle sevgi dolular ki, uyumadan, yemeden, içmeden seviyorlar. Öyle kayıtsız seviyorlar ki; kendilerini aşarak, küçük anlaşmazlıkların, kibirlerin önüne geçerek. Gel de beklentin yükselmesin. Çocukluktan beri böyle şeyleri okutmamak en doğrusu zannediyorum. Beklentisi geri alınamayacak bir şekilde yükseliyor yoksa çocukların, çita yükseliyor, gözleri açılıyor, “ne olabileceğini”, olasılıkları görüyorlar… Sonra ne oluyor, bir taraflarının üstüne kapaklanıyorlar.<br />
Bir de cinsiyet sosyolojisi durumu var tabii. Yani cinsiyete bağlı olarak sergilenen davranışlar ve tutumların öğreniminin bütünü. Sürekli isyan etmek istemiyorum gerçekten ama kızlar büyürken ister istemez “a benim güzel, narin kelebeğim” cümlelerini işitirken, erkeklerde “aslanım benim, koçum” laflarını duymak durumunda oluyor. Neden oluyor? Artık nasıl açıklarsanız açıklayın, bu durumdan muzdarip oluyoruz. Hele biz kadınlar, küçükken daha fazla pembeli, pırıltılı hikayeler dinlediğimiz için iyice fena oluyoruz, zaten narin kelebekleriz, iyice hassaslaşıyoruz, reva mı bu yani?</p>
<h2>
Ah Tom ve Jerry!</h2>
<p>Bir Tom ve Jerry gibi olamadı ki özendiğimiz, ya da bir Slyvester ile Tweety gibi, o zaman her şey çok daha kolay olacaktı. Tartışan, birbirini kovalayan iki arkadaş mı? Tamam, bakın hayat size bunu verebilir. Birbirini sürekli didikleyen, rahat vermeyen iki sevgili mi?<br />
Olur.<br />
Ama 120 yaşında hayatında hiç kimseye aşık olmamış bir adamın, gelip de sizi bulup, büyük bir aşkla “Seninle geçecek hiçbir zaman ölçüsü yeterli olamaz ama biz yine de sonsuzla başlayalım” demesi?</p>
<h6>
Pek zannetmiyorum.</h6>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dile Bakalım Benden Ne Dilersen</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/dile-bakalim-benden-ne-dilersen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Nov 2012 16:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[dile bakalım benden ne dilersen]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[murphy kanunları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=178</guid>
					<description><![CDATA[<p>Hayat gerçekten çok ilginç. Sabahtan akşama kadar insan bir parkta otursa ve insanları seyretse, nereden geldiklerine, kıyafetlerine, yürüyüşlerine, kiminle olduklarına baksa, konuşmalarını dinlese sıkılmaz. Şimdi diyeceksiniz ki, “hayııır ben sıkılırım”. Seyredin canım, bir şeyler kaparsınız, belki bir feyz alırsınız. Tamam biliyorum, olmaz, yaşamadan, kendiniz yaşamadan kapamayacaksınız. Fena mı olurdu, şuradaki kadının kocasına çemkirdiğini görüp, kendinizi silkelemek, ya da şuradaki bir saattir telefonda konuşup çocuğunu ihmal eden şu babadan bir şey kapmak… Neyse bizde olan yanlışlarla dışarıda karşılaştığımızda gözümüz ve algımız filtreliyor galiba…</p>
Dileğiniz Benim için Bir Emirdir
<p>Geçen gün bir hipotez ürettik,</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat gerçekten çok ilginç. Sabahtan akşama kadar insan bir parkta otursa ve insanları seyretse, nereden geldiklerine, kıyafetlerine, yürüyüşlerine, kiminle olduklarına baksa, konuşmalarını dinlese sıkılmaz. Şimdi diyeceksiniz ki, “hayııır ben sıkılırım”. Seyredin canım, bir şeyler kaparsınız, belki bir feyz alırsınız. Tamam biliyorum, olmaz, yaşamadan, kendiniz yaşamadan kapamayacaksınız. Fena mı olurdu, şuradaki kadının kocasına çemkirdiğini görüp, kendinizi silkelemek, ya da şuradaki bir saattir telefonda konuşup çocuğunu ihmal eden şu babadan bir şey kapmak… Neyse bizde olan yanlışlarla dışarıda karşılaştığımızda gözümüz ve algımız filtreliyor galiba…</p>
<h2>Dileğiniz Benim için Bir Emirdir</h2>
<p>Geçen gün bir hipotez ürettik, şimdiye kadar istediğimiz, isterken yakarıp, ağlayıp, zırlayıp, ısrar ettiğimiz her şey, hadi tamam çoğu şey gerçekleşmiş ama arkadaş nasıl olmuş diye bir sorun? Bir sorun.<br />
Diyelim ki, hayali sevgilinizle, biz ona Ruhi diyoruz, önce arkadaş olup sonra sevgili olmak istiyorsunuz. Hayat diyor ki “madeeeem o kadar çok istiyorsun bızzztt, dileğin benim için bir emirdir!” Öyle bir arkadaşlık oluyor ki, mübarek içinden çıkılmıyor, taraflar birbirinden hoşlanıyor ama bir türlü birbirlerine açılamıyorlar. Sonra da diyorsunuz ki “Ben böyle mi demiştim!”</p>
<p>Diyelim ki, Ruhi’nin biraz yaşça büyük olmasını istiyorsunuz, “Canım madem o kadar çok istiyorsun, bzztttt, dileğin benim için bir emirdir!”. Sevgili geliyor, yaşça büyük, güzel, oldu ama ben yaşça büyüğü olgun olsun diye demiştim, bakıma muhtaç birini arasam Huzurevine de gidebilirim değil mi?<br />
Sadece ilişkiler içinde geçerli değil, diyelim ki, çok istediğiniz bir iş var. “Yahu sen istiyorsan eğer canikom tabii ki!!” diyor hayat ama aa para mı vermiyorlar yoksa, iş arkadaşların mı psikopat. “Yahu Ben böyle demedim ki?!”</p>
<h6>“Diyelim ki” diyoruz diye varsayımlar üzerinden anlatmıyoruz bu arada.</h6>
<p>Ah ah! Gönül ister ki… Ne istesem acaba? İstemek bedava değil mi? Ben bir başlayayım listeme…<br />
O zaman tam yani eksiksiz dileyeceğiz demek ki gibi bir çıkarımda bulunabiliriz. Hiçbir boşluk bırakmadan isteyeceğiz yani fakat çevremden, Elizabeth Hurley’nin şeytanı oynadığı o filmden ya da lambadaki cinin her seferinde bir eşeklik yaparak açıkça göstermesinden, anlıyoruz ki bu isteme işi yaş.<br />
Şimdi kişisel gelişim kitapları şöyle buyuruyor, istediğinizde hissetmek istediğiniz duyguyu vurgulayarak isteyeceksiniz. Yani işte diyelim ki Ruhi ile önce arkadaş olmak istiyorsunuz, kastettiğiniz aslında “güvende hissetmek”. Hayır! Mideniz bulanmasın da kalkmasın da… Kişisel gelişim kitaplarından ögh geldi artık da demeyin. Deniyoruz işte ne yapalım. Amaç, dileklerinizin sizin istediğiniz şekilde yerine gelmesini sağlamak.</p>
<p>Nasıl? Anlamadım. Bana minnettar mısınız? Sağolun, varolun.</p>
<h2>Merak Ediyorum</h2>
<p>Akademisyenler şöyle ilginç bir şey araştırmış: insanlar genç yaşta okuduğu ve çok etkilendiği bir kitabın kahramanının özelliklerini kendilerine uyarlayıp, bilinçaltlarına atıyorlarmış ve o kahramanlar gibi davranıyor ya da davranmaya çalışıyorlarmış. Sizce? Maillerinizi bekliyorum.<br />
Bu arada siz Polyanna’yı beğenirken, sevdiceğiniz Joker’i beğeniyorsa, bir durup düşünün derim.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınıflandırmaca</title>
		<link>https://gidigidivakvak.com/siniflandirmaca/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Oct 2012 15:31:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek]]></category>
		<category><![CDATA[önyargı]]></category>
		<category><![CDATA[sınıflandırmaca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gidigidivakvak.com/?p=175</guid>
					<description><![CDATA[<p>Sizi gerçekten kim seviyor? Düşündünüz mü? Bu öyle biri ki, ne yaparsanız yapın yanınızda olacak, sizi sarıp sarmalayacak, güvende hissettirecek ve bunu yapabilmenin mutluluğu ona yetecek, onu tatmin edecek ve huzurlu kılacak. Kim o ya da öyle biri var mı?<br />
Peki, bir de madalyonun öteki yüzüne bakalım, siz gerçekten kimi seviyorsunuz? Eğer bir cevabınız varsa bu soruya, o kişi ya da kişiler ne yaparlarsa yapsınlar onları sarıp sarmalamak,</p> ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sizi gerçekten kim seviyor? Düşündünüz mü? Bu öyle biri ki, ne yaparsanız yapın yanınızda olacak, sizi sarıp sarmalayacak, güvende hissettirecek ve bunu yapabilmenin mutluluğu ona yetecek, onu tatmin edecek ve huzurlu kılacak. Kim o ya da öyle biri var mı?<br />
Peki, bir de madalyonun öteki yüzüne bakalım, siz gerçekten kimi seviyorsunuz? Eğer bir cevabınız varsa bu soruya, o kişi ya da kişiler ne yaparlarsa yapsınlar onları sarıp sarmalamak, güvende hissettirmek ve sevildiklerini hissettirmek sizi tatmin edecek ve huzurlu kılacak mı?</p>
<p>Aileden biri mi cevabınız: çocuğunuz, anneniz, babanız, yeğeniniz, kuzeniniz mi, kardeşiniz bildiğiniz dostlarınız mı, sevgiliniz, yol arkadaşınız mı?<br />
Bir insanın ne yaparsa yapsın yanında olmak sevgi mi? Mükemmelliyetçilikten mi, kibirden mi yoksa? Takıntı mı? Belki alışkanlık&#8230;</p>
<h2>Dehliz Muhakemesi</h2>
<p>Bazen içinize kaçtığınızda, içinizin dehlizinden geçmeye çalışırken bunları düşünürsünüz: Kim gerçekten bana değer veriyor? Kim gerçekten benim yanımda? Diyebilirsiniz ki, bu kalabalık, bu kuru, kupkuru kalabalık sadece tozdan ibaret. Diyebilirsiniz ki, ben ne ekersem onu biçerim. İki iyi davranırım gelirler, iki kötü davranırım giderler. Çoğunluk için doğru da&#8230;<br />
&#8230;<br />
Ama biliyor musunuz? Bütün sevgi seli cümlelerini bir yana bırakırsak, eninde sonunda, insan yalnız kalmaktan sıkılıyor. Mutsuz olmaktan sıkılıyor. Başka bir şey yapmak, başka bir şey söylemek istiyor. Anlayabilmek istiyor her şeyden ziyade. Herkesten önce kendini.</p>
<h2>Sevgi böyle bir şey değil</h2>
<p>Sevgi paylaştıkça keyif alınan, zoraki olmayan, bal gibi, pekmez gibi doğal olan bir şey. Şeker gibi suni, tokluk hissi vermeyen bir şey değil; sonsuz merhamet de değil.</p>
<h2>
Amaaan! Neyse ne!</h2>
<p>diyebilirsiniz ama biraz da olsa kendinizi, karşınızdakileri anlamaya çalışıp, bir sınıflandırmaca yapmadan hayatınız sürdürmeyi bırakın, kıpırdayamazsınız. Biliyorum kulağa hoş gelmiyor sınıflandırmak, tanımlar yapmak, fazla önyargılı geliyor belki ama&#8230;</p>
<p>Güzel bir romandan bir alıntı “&#8230; bu sürekli tanım bulma çabasını kabullenemiyordum. Seni sınıflandıracak bir sıfat yoksa sen de yoksun, anlamına geliyordu. Sonra alıştım, sınıflandırma yapmanın insanoğlunun doğasının bir parçası olduğunu anladım. Eğer kim olduğunu bilirsem seninle nasıl bir ilişki kurabileceğimi de bilirim , ama eğer sen bağlantıların ve rollerin olmayan bir kişiysen senin hakkında ne düşünebileceğimi bilemem. Sen çıplaklık anlamına geliyorsun ve kenidini bu çıplaklıkla koyuyorsun ortaya. Ve çıplaklık, rezalet anlamına geliyor.”</p>
<p><em>“Hepimiz, varoluşumuza izin veren bir tanıma sahibiz ve bu tanım öyle bir sal ki, onun sayesinde fırtınalı günlerin çalkantısına dayanabilir, onun sayesinde delirmeden nehrin sonuna kadar varabiliyoruz.” (Tamaro, Sonsuza Kadar)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
